< Efecan - Gerek Yok! mu? - Blogcu






İşte cevaplamanızı istediğimiz ilk soru, (Bu uygulamayla ilgili detaylı bilgi, Soru-Cevap adlı başlıkta.)
- - - -
Milli eğitimin öğrencilere dağıttığı kitaplar ders dışında nasıl kullanılabilir?

Şehrin İçinden.. (10) [Tam sırası..]


 



 Artık çok geç yalvarışlar için ve pişmanlıklar kimi zaman kendilerinden geçecekler ama yinede dönüşü olmayan bu engelli yolda sende bir engelsin artık benim için.

  Eğer hak ettiğinden çoğunu verirsen, arsızlaşır insan hak ettiğinden çoğunu aldığı halde daha fazlasını ister.

  Gerektiğinde, isteğim gerçekleştiği halde elimin tersiyle itmeyi öğrendim. Bu da ayrı bir sabır dersi sanırım. Teşekkür ederim bazı tecrübeleri benim kişiliğime kazandırdığın için ve yine teşekkür ederim aşkın düşündüğüm kadar iyi bir şey olmadığını öğrenmeme yardım ettiğin için. Önceleri tecrübeli biri gelse de ne yapmamam gerektiğini anlatsa bana derdim ki benim de yaşamama gerek kalmasa. Ama biri yapma dese de yapıyorsun, çünkü karşındaki kişinin yeterli tecrübeye sahip olup olmadığını bilemiyorsun. Birkaç şey daha öğrendim, bağlanmak, alışmak… İyi şeyler sayılmaz, daha doğrusu sonunu tahmin edebiliyorken bu kavramları yaşamakta direnmek, tamamen hata…

  Evet bide öğrendiğim güzel şeyler var. =)) Ama tek canımı sıkan, öğrenmemi sağladığın kötü şeylerin iyi olanlardan fazla olması. Bu benim için iyi bir şey mi yoksa kötü mü anlayamadım hala.

 Sana söylemek istediğim birkaç şey var.

Teşekkür Ederim. Özür Dilerim. Seni Hala Seviyorum. Ve Eğer…

Şehrin İçinden.. (9) [Sorun mu ?]



      Sorunlu muyuz neyiz?

 

 Sizce öyle mi? Bu güne kadar sorunsuz birine rastladınız mı ? Ben rastlamadım şahsen zaten sorunsuz insan olmak çok sıkıcı olurdu herhalde… Ama en kötüsü sorunun sizin olması fakat çözümünün başkasının elinde olması. Başınıza geldi mi bilmiyorum. Bu tip sorunlar insanı bitiren, en derin sorunlardır. İnsanın elinden bir şey gelmemesi kadar kötü bir şey olmasa gerek. Bu sorunlara bir de korku eklenince bu sorundan zarar geldiğini gördükçe insan labirentlerin en büyüğünde bulur kendini…

 

 Bir yerde olduğunuzu düşünün, bu yerin kapısı yok, dış dünya ile hiçbir bağlantısı yok, bir nevi hapishane, dışarıda ise size ihtiyacı olan biri var. Bu çıkmazdan sizi dış dünyaya ulaştırabilecek kişi ise tamamen sorumsuz, bencil ve başkalarının gözünden dışarıya bakamayan biri… Sizi bekleyenlerin elinden bir şey gelmeyeceği gibi sizin de elinizden bir şey gelmez ve bu denli iğrenç birinin eline mahkum olmak sizi yiyip bitirir. Bekleyenlerden hiç bahsetmiyorum… Ne acı, işte bu hayatın çok büyük bir bölümünü kaplayan, hayatın ta kendisinden bir kesit. Sanıyorum ki burada din devreye giriyor. Sığınacak kimsenin kalmadığı zaman elinizi birinin tuttuğunu farz etmek… En büyük kurtuluş… Ama sizce bu sorunu çözüyor mu, hiç sanmıyorum.

 

 Moralimin tamir edilemeyecek kadar bozuk olması ve bunu birileriyle paylaşma isteğim beni bilgisayarın başına geçirdi. Okuduğunuz için teşekkür ederim..

 

 

Efecan..

Şehrin İçinden.. (8) [Bence..]

[Resimsiz]



Alev alev yandığım doğru
Küllerinden doğar mıyım sana doğru
Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum Yerdeyim
Sendeyim
Al beni
Ne
Yaparsan
Yap!..

 

[Feridun Düzağaç]

 

 Aşk & sevgi hakkındaki düşüncelerim şu şekilde..

 

 Aslında bu duruma gelmek pekte zor değil. Aşk…

 

 Anneye sevgi duyulur ve hiç bitmez, sanırım çoğu kişide bu şekildedir. Aşk, çok sürmez, bu yüzden zevkli ve tadına varılamadan bittiği için bu kadar değerli. Evliliğe girmiycektim ama açıklamak için girmem gerek. Evlendikten sonra aşk + sevgiye dönüşmeye başlar yavaş yavaş ve çocuk doğduğunda sevginin büyük kısmı çocuğa yoğunlaşır anne babada ve aşk biter sevgi başlar. Bu yüzden evlenen kişilere eşleri anne baba gibidir, anne babanın sevgisi + cinsellik gibi…

 

 Neyse aşk bana göre karşıdaki kişiyi çok düşünmekle ilgili bir şeydir. Önce sevgiliyi açıklamak istiyorum. Sevgilinin arkadaştan farkı, arkadaşınıza cinsel bağlamda bir şeyler hissetmeye başlamanızdır. Eğer bir kişiyi olması gerekenden fazla düşünüyorsanız, ve ona karşı cinsel bağlamda da bir şeyler hissediyorsanız o kişiden hoşlanırsınız.

 

 Bunların hepsi benim düşüncem. Herkes bu şekilde düşünmeyebilir. Ayrıca cinsel sözcüğünü çok kullanmam rahatsız etmiş olabilir, bu kelimenin anlamı geniştir. Eğer bir kişiye “Aa ne kadar güzel kız diyorsak bu cinselliğin başlaması demektir.”  Bu şekilde düşünülürse belki daha anlaşılır olur anlattıklarım.

 

Efecan [Şehrin İçinden..]

Şehrin İçinden.. (7) [Ya dengesizsiniz , ya denge sizsiniz]



Hey sen.. Nasılsın?

 

İyi bile olsan akıllı ol.. Adam ol… Kırarım ağzını…

--

 

Biz dengesiz miyiz?

 

 Mesela bugün çok sevgili İngilizce öğretmenimiz S.D. derse geldi, ve futboldan konu açıldı. Kendisi futboldan nefret ettiğini, bize hiçbir şey katmadığını söyledi. Dersin sonunda ise “ ya çocuklar ben futbolu severim, bize katkı da sağlar tabi ki ülke olarak, ama bu kadar ilgiyi anlamıyorum.”  Sözleriyle beni ve birkaç konuya hakim olan arkadaşları güldürdü. Dersin hocanın değişik renklerde çıktığı tartışmadan sonra bitmesi kendisini sevindirmiş olmalı. Ben öyle hissettim. =)

 

 Ayrıca bir genel tavırdan bahsedeyim. Genelde bayanların tavrıdır. Önce sevgilim beni sevsin, bana sahip çıksın, benden hiç ayrılmasın, diyerek isteklerini dile getirirler. Sürekli böyle bir erkek olmadığından yakınırlar. Daha sonra ilk buldukları sevgilinin sevgisinden , ilgisinden sıkılırlar, onu süründürecek birini aramaya başlarlar. Hayır, ben genelde bu şekilde dengesiz tavırlar sergilemeyen biri olarak  mümkünse dengemin birazını bayanlara bağışlamak isterim. Benden , hiçbir talebim yok bunun karşılığında.. Cidden..

 

 Dengeli olmak için yapılması gerekenler,

 

-         Mantık çerçevesi içerisinde olunacak,

-         Erkek olunacak,

-         Bir şey yapılmadan önce iki kere düşünülecek,

-         Salata yenilecek, Activia da olur.. 

 

 

Neyse bu yazımın da sonuna gelirken hüdaverdican’ı unutmuyor, selamlarımı iletiyorum..  Bir dahaki yazıma kadar kendinize iyi bakın, ondan sonrası size kalmış.. Hadi başbaş.. =)

 

Efecan [Şehrin İçinden..]


Şehrin İçinden... (6)[Katılım şart]



Katılımcılardan bazıları katılacak durumda olmayabilir.

 

  Evet. Mesela ben bu aralar pek katılacak durumda değilim. Toplumda yıllardır süregelen fakat benim hiç anlamadığım davranışlar bütününü anlayıp, bunlara katılmak (yani normal anlayışa sahip olmak) isterdim. Bu aralar katılmak istiyorum, katıla katıla gülmek mesela ama şansım yok. Gülesim yok. Gülmicem arkadaşım.

   Ya aslında gülüyorum katılamadan olsa da, gülüyorum. Ama ½ si sahte, ½ si zorla. İçten gülmek için bana nelerin gerektiğini biliyorum, ama onları elde etmek kolay gelmiyor.

   Pşşt sen… Evet evet sana söylüyorum. Sen gülüyor musun gerçekten içinden gelerek? Mutlu musun?  Gülüyorsan ne mutlu sana…

 

 Sıkmayayım sizi…

 “Gel gül dedi bülbül güle, gül gülmedi gitti. Bülbül güle , gül bülbüle yar olmadı gitti. “

 
 Zaten gül ile bülbül sırf kafiye olsun diye takılmıyolarsa neyim. Bülbülün salaklığı, sırf kafiye olsun diye dikene katlanılır mı...

  hüdaverdican’a selamlar…

 

Acıklı bir şarkı ile sizlere veda edeyim o zaman… Çok eskilerden bir şarkı… ı-ıhğğ …

  Si mibol alim canım…

 Hoş geldin yaar yüreğime, bosver be elalem ne-der-se-de-sin hadi hadi hadi hadi hadiiii

 

Saygılar. Daha sık yazmaya çalışıcam. Kendinize iyi bakın, sağa sola bakmayın, doğru eve..

 

Efecan.. [Şehrin içinden]


« Önceki ::