Dünya
nüfusunun %15 küsürü solakmış. Ben de bu %15’in içindeyim. Kendimi
şanslı sayıyorum. Diğer insanların çoğundan farklı elle ve farklı şekilde
yazıyorum. Ama biz %85’ten farklı yazıyoruz diye bu kadar eziyet edilmez.
Mouse’dan makasa kadar bir çok ürün sağlaklara göre tasarlanmış. Biz bu
aletleri kullanmaya çalışınca elimize ters geliyor ve “el becerisi yok” sıfatı
alıyoruz. Kupadan kahve içmeye kalksak kupanın üzerindeki deseni görmek için
kullandığımız elimizi değiştirmemiz gerekiyor. Keza yemek yerken sofra adabına
uyacağız diye acılar içinde yemek yemeye çalışıyoruz.
Demin
saydıklarımın hepsine katlanabiliriz ama buna katlanması oldukça güç.
Üstüne üstlük dalga geçer gibi istisnasız beni yazı yazarken gören 10 kişilik
bir topluluktan en az 3 kişi yapar bunu: Ben yazı yazarken oturur yanıma kalemi
alır sol eline “sen nasıl yazıyorsun lan öyle sol elle zor olmuyor mu?” der ve
beni çileden çıkarır, kendisi
de önünde bulunan kağıda sol elle yazı yazmaya çalışır.
Napolyon’u
tebrik ederim; adam trafiğin sağdan akmasını sağlamış tek başına.
Eskiden Avrupa’da milletin babasına güvenmediği dönemde soluna duvarı alarak
yürürmüş ki düşman gelirse sol tarafı emniyette olur sağ eline de alır kılıcı
vuruşurmuş düşmanlarıyla. Napolyon amca
solak olduğu için “bu ne lan böle böyle iş mi olur” demiş ve akabinde “bundan sonra sağdan
gidiyoruz arkadaşlar” demiş. O günden beri her türlü birimi (para birimi, açı
ölçüleri) farklı olan İngiltere ve sömürgeleri hariç sağdan akar trafik.
Napolyon
Osmanlı’ya karşı düzenlediği Mısır seferini de bu yüzden kazanamamıştır
büyük ihtimalle. Osmanlı antlaşma yapılması için elçi gönderiyor Napolyon’a,
elçi tam çadıra giriyor Napolyon’un
sol elle yazı yazdığını görünce o da alıyor sol eline kalemi “Efendim
nasıl yazıyorsunuz lan sol elinizle,zor olmuyor mu?” diyor ve kalemi kapıp
yazmaya çalışıyor. Ortaya çıkan görüntüden tiksinen Napolyon “Başlarım
Mısır'ına, dönüyorum ben alırım 2 kilo mısır sarayda yerim. Bu mevsimde de
közde mısır süper olur” diyor, tası tarağı toplayıp ilk uçakla Fransa’ya
dönüyor. Düşünün yani bu kadar sinir ediyor adamı bu cümleler.
Benim
normal solaklardan daha büyük bir problemim var. Üstten yazıyorum, baya
bildiğin üst taraftan yazıyorum (1. sınıfta bir sırada 3 kişi oturduğumuz için
defteri eğerek yazmak işkence gibi gelirdi, ben
de buna karşı
yaratıcı bir çözüm buldum defter yerine elimi eğdim. Ev ahalisi ve öğretmenin
ısrarlarına rağmen vazgeçmedim ve şimdi çok mutluyum ) ve beni görenler “solla
nasıl yazıyorsun” dedikten sonra üstten yazdığımı da fark edip “lan öyle üstten
nasıl yazıyorsun?” dedikten sonra hem solla hem sağ ile üstten yazmayı
deniyorlar. O an ben nasıl acılar çekiyorum tahmin bile edemezsiniz.
Bir de öğretmenler
köstek oluyor diğerleri yetmezmiş gibi... Yazı yazdırırken geliyor yanıma 1-2
dakika beni inceliyor sonra da “öğretmenin sana doğru yazmayı öğretmedi mi”
diyor. Ben de sevdiğim hocalara “böyle daha kolay geliyor” diyorum. Diğer
hocalara ise “bana göre de sizin yazdığınız yanlış, sizin öğretmen de yanlış
öğretmiş” diyorum. Hoca bana bakıyor ya
sabır çekiyor ve gidiyor. Haklı adam ben olsam ben de ya sabır çeker giderim. Edebiyat defterleri
kontrol ediliyor, kontrol bitiyor hoca geliyor yanıma “oğlum senin defterinde
yazı bulunan sayfalar neden gri renkli” diyor.
”Nasıl olmasın hocam alttan yazıyorum üstten siliyorum” Dememle acıyıp
sözlü veriyor hoca. İlkokulda güzel yazı defterine harfler yazıyoruz;
mürekkeple yazıldığı için benim mürekkep kurumadan öteki harfi yazarsam ilk
yazdığım harfin mürekkebini elimle dağıtıyordum. Öğretmen en sonunda "Oğlum sen Arapça
gibi sağdan yaz” dedi. Ben de saf gibi yazdım. Şimdi olsa kimse yazdıramaz
Sonuç
olarak buradan bütün sağlaklara sesleniyorum bize bu şekilde sorular
sormayın, sinirimizi bozup günümüzü mahvetmeyin.
Zaten Avrupa Birliği'ne de bu yüzden giremiyoruz; korkuyor adamlar
”solaklar bu kadar zulme katlanabilir mi?”,”biz buna hazır mıyız?” diye
soruyorlar kendilerine ama yanıt bulamıyorlar.
Söyleyecek
daha bir dünya şey var ama şimdilik bu kadar yeter
Kalın
SAĞlıcakla…
İltekin